Şimdi size fevkalade şeyler anlatacağım

Bir kitabı kitapçıda bulamıyor olmanız o kitabın kötü olduğu anlamına gelmez. Her yıl binlerce kitap basılıyor malum, ama kitabı çok satanlara girsin diye ilk baskısını aynı hafta kendisi alan yazarlardan bahsedecek miyiz?
Metrobüsteki tutunma yerlerinden tut da üniversite bahçelerine kadar parayı basıp reklam verenlerden?
Hadi onu geçtim, DR'den çoksatanlar raflarını satın alan yayınevlerinden bahsedecek miyiz?
“Dosyan güzel ama instagramda tivitırda takipçi sayın az, takipçi kas, sonra tekrar değerlendirelim,” diyen o büyük yayınevlerinden niye kimse bahsetmiyor?
Bana Allah yeter deyip Allah'a koşan yazarlar, niye hala ulaşamadılar Allah'a? Bunları sorgulayacak mıyız?
Kitabın üzerine 1. baskı ile 25. baskı ibarelerini aynı anda koyup piyasaya süren yayınevlerinden ben bahsettiğimde kimse siklemiyor beni.
İlk baskısı 3bin olduğu halde üzerine ilk baskı 50bin yazanlar da var. Ben biliyorum peki ya siz?
Valla kimse kusura bakmasın, bir kitaba ulaşmak isteyen, ulaşır. Zor da olsa ulaşır. Gönül ister ki kolay ulaşsın ama olmuyor işte yiğitlerim.
Benim elimden yazmak geliyor yalnızca. Ben artık uğraşmak istemiyorum bu satıldı-satılmadı-ulaştı-ulaşmadı mevzularıyla. Esnafa döndüm anasını satayım. Sonra da bazı elit okurlar bık bık yapıyor: Yok efendim yazar okuyucuyla mesafe kurmalı, kendi reklamını yapmamalı,“ falan diye. Ulan ben çok mu meraklıyım? Diğer türlü anca arkadaşlar okuyor beni. Onlara da pdfsini atarım zaten niye kasayım bu kadar.
"Heee Emrah'cım, o kadar konuştun ama ya kitabın kötü çıkarsa?” Ona da okuyunca siz karar vereceksiniz. Bunca lafı boşuna anlatmadım.
Emrah Ateş
twitter: hikayeadami
instagram: hikayeadami

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı