Tamer Yiğit'in kız kaçırma mevzusu

ilknot: Bu yazı Kaybolandefterler/Zine (e-dergi) nin 4. sayısında yayınlanmıştır


En öndeki adamın adı Tamer Yiğit. Soyadı gibi Yiğit bir adam. İnternette biraz bakın görürsünüz, Kenan İmirzalıoğlu’ymuş, Burak Özçivit’miş falan palavra.
Akabinde hemen gerisinde duran İzzet Abi. İzzet Günay. Yanındaki de tabii ki sultanımız Türkan Şoray…

Bu karenin olduğu filmin adı “Çalınan Aşk” diye geçiyor Yeşilçam tarihimizde. Hatta Türkan Şoray’ın iki farklı karakterde oynadığı ender filmlerden biridir. Dahası, Sadri Alışık da filmde kötü adam karakterinde. Biraz ezber bozan bir film anlayacağınız. Gerçi beceremiyor kötü adam rolü yapmayı. O ne yaparsa
yapsın benim için Balıkçı Kazımdır her zaman. Başka ne oynasa bir beden büyük gömlek gibi kalıyor üstünde.

Esas mevzuya gelecek olursak eğer, Tamer Yiğit rahmetli babamın eski bir arkadaşı olur. Babam Küçükçekmece’deat arabası ile meyve satarmış eskiden. Otomobiller hakgetire tabii o zamanlar. Babam o kadar çok para kazanıyormuş ki, bir ev alıp belli bir yere çakılmaktansa, canı hangi evi hangi semti
isterse orada kiralık ev tutarmış. Ben son beşiğim, görmedim zenginlik falan. Hayatımızın fakir dönemine “bereketiyle gelir” diyerek yapmışlar beni ama bereket falan getirmedim. Zamanında isteyerek ev almadığımız semtte, hatta belediye başkanı arsaları beleşe peşkeş çekerken bile babam “Ne işimiz
var burada. Taşınırız ev arkamızda kalmasın…” dediği semtte, şimdi kirada kalıyoruz. Ah ulen baba! Sana diyecek çok şey var da, hayırsız evlat olmaktan korkuyorum.

Küçükçekmece’de Sancak Tül fabrikası vardı eskiden. Şimdi sadece bir bölümü var bilen bilir. Sefaköy’de Arel Üniversitesinin yanı hemen. Metrobüsle Avcılar istikametine giderken sağınıza bakın görürsünüz tabelasını. Ben hala onun orada oturuyorum zaten. Sancak Tül fabrikasının sahibinin kızını Tamer Yiğit gençken kaçırmış. Hem de babamla beraber, onun at arabasına bohçasıyla koyarak. Tekirdağ’a kadar götürmüş onları.

Babam bu hikâyeyi defalarca anlattı bize. Ama hep kısa keserek ayrıntıya girmeden anlatırdı. Konuşmayı çok seven bir adam değildi. İçtiğinde bilhassa zevkten dört köşe şekilde “Ben zamanında Tamer Yiğit’le kız kaçırmış adamım!” diye böbürlenirdi anneme. Arkadaşıdır, bir hikâyesidir falan zannediyorum o zamanlar, ne bileyim. Ufacık çocuğum pokemondan gayrısı yalandı benim için. Ama gel gör ki Tamer Yiğit ismi hiç silinmemiş aklımdan.
Sonra bir gün arkadaşımın evinde babasıyla muhabbet ederken ( kendisi babamın da arkadaşıydı ) konu babamdan açıldı. “Senin baban Yeşilçam’a gelin getirmiş adamdı.” dedi. O geçmiş zaman eki bir ölümü çağrıştırdığı için her ne kadar gözlerimde bir yaş olup otursa da, bir şekilde güldürmüştü beni.
Ben de jeton o zamanlar düştü anadınız mı? Babam ne yaşadıysa bir gün çocuklarına bir hikâye olarak kalsın diye yaşamış meğer.

Babamın oynadığı eski bir Türk filmi de var, Fikret Hakan başrolde oynuyor. Onun hikâyesini de bir sonraki sayılarda bakarsınız anlatırım.

Sağlıcakla.
Emrah Ateş
twitter: hikayeadami
instagram: hikayeadami 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı