Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

profesyonel bir hayalperest

insanın içini sıcak tutan umutmuş biliyor musun?
sana o kadar çok sevdalanmamın sebebi de belki buydu
çünkü senin gülüşünde bir kırlangıç umudu vardı
bir bahar beklentisi, kış hüznü..

senin yüzünde ne vardı biliyor musun
dört mevsim vardı
yüzünün coğrafyasının benim dünyamda bu kadar değerli olmasının sebebi de buydu
herkes tarafından ele geçirilmek istenen topraklar gibiydin.

senin türkiye'nde
istenmeyen bir kürtdüm.

sahip olduğu tek şey bir fotoğraf olursa insanın ne yapar diye düşünüyorum ?
mutlu olur. çünkü başka çaresi yoktur
içi ısınsın diye hayal kurar o resme bakıp.
umud eder.
fakirliğin insana sağladığı tek katkı da budur.
profesyonel bir hayalperest olabilmek

sonra her şeyi bir resmin üzerine bağlayıp daha çok ısınmak için yakarsın
fonda bir orhan gencebay müziği
etrafında kimse yok ama sanki birileri seni izliyor gibi
sanki Allah benim bu halime acısın der gibi yakarsın resmi
bir bakmışsın üşüyorsun

temmuzdan beri kıştasındır

bu yazı da şiir değil ama sanki alt alta olu…

Yeditepe İstanbul Diyalogları -1

Resim
Bu sıralar yeniden başladım Yeditepe İstanbul'u izlemeye. Geçmişin o tozlu raflarındaki en güzel dizilerden biriydi. Sık sık diyalogları paylaşıyorum twitter'de. Buraya da yazayım istedim

''ben bakarken kanayan bir şehir oluyor yüzün''''sokağın ayazında alçak gönüllü bir parantez açılmış kimin umurunda''
''Kalbimin en çok yağmur alan yerlerinde; adın.''
''sesin kıvrılıp, büküldüğü yerde ıslanıyor gözlerimiz. Nedenini soruyorlar, bilemiyoruz.. kimseyi ikna edemiyoruz''
''şş lan işi ilerlettin ha. Ne dedi kız? Ömer dedi. Hiç kimse adımı kadar güzel söyleyemezdi...''
''herkes yüreği kadar korkuyor, bunu konuşuyorduk''
''Elimde bir demet çiçekle geçtim bütün yolları. Bir delikanlı için bu ne demektir sen bilemezsin''
''bir uykunun içinde kaybolucam. Derin ve geniş bir uykunun içinde. Bir bakacaklar Yusuf yok. ''
''Baktım herkes cep aynasına bakıyor. Yüzl…

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Kars'ı Paris'te yazmıştım. Neden bilmem, utandığım olmuştur bundan. Kars'a gitmeden Kars demişim. Paris dönüşü hemen Kars'a teftiş turnesi çıkmasın mı? Göçebe'deki Kars izlenim ve imgeleri bu kez yerinde oluştu. Yine de bir eksiklik duygusu olmuştur uzun süre içimde Kars şiiri için. Sonra öğrendim, Rimbaud da Sarhoş Gemi'yi denizi görmeden yazmış. Nasıl avundum!

Çok tuhaf, Kars şiirindeki Kars, Göçebe şiirindekinden daha çok var gibi. Şiirim yaşar mı bilmiyorum, aslında merak da etmiyorum bunu; ama çok uzun bir süre sonra iki şiire baksalar Kars şiirindeki Kars daha bir oturmuş görünür gibi geliyor bana.

Rimbaud Sarhoş Gemi'yi denizi görmeden yazmış ya, nehirden denize geçirmiş o gemiyi. Ben de Kars'ı görmemiştim, ama Kutu Dere'sini, Erzincan'ı, Spikor Dağı'nı, Doğu Anadolu faunasını, yolları az çok biliyordum. Bu bir açıklama olabilir mi? Akşamları eve doğru, beş yaşında, ve annemin elinde fener, yürürken, yıldızlar Kars'a doğru gidiyordu…

Kasım'da şiir başkadır

Resim
Şimdi daha fazla üzülmemek için bir şarkıyı suçlasam
bir otobüs durağını suçlasam tüm beklemelerim için


bir yol belirleseler o yoldan gitsem
o yol hiç bitmese hep o yolu suçlasam

evde unutulmuş bir eldiven var ama
ellerim üşüdü diye ben rüzgarı suçlasam

yağmur yağsa
yağmuru suçlasam...

bir şiir yazsam
sonra yazdım diye
kendimi suçlasam..


Emrah Ateş
Kasım....


geri kalan şiirlerim için
http://sairinsharfi.blogspot.com/