Kayıtlar

hikaye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kendimi Yalnız Hissettiğim İlk Gün

Resim
Yalnızlıkla ilk tanıştığım günü hatırlıyorum. İlkokula gidiyordum. Sınıfımızda Meltem adında bir kız vardı. Onu hiç sevmedim. Ama nenemin kızkardeşinin torunu olan Yunus ile aynı sınıftaydık ev Yunus da Meltem’in süt kardeşini seviyordu. Yunus en yakın arkadaşım olduğundan dolayı ve ilk aşık olma hakkını o kullandığı için, benim de aşık olacağım insanın kim olacağını gösterme hakkı ona doğmuştu. Aksi halde durmadan kavga ettiğimiz okul çıkışlarında birbirimiz korumazdık. Yunus’la her tenefüste Gamze ve Meltem’i takip ederdik. Arada döner bir bakış atarlar, sonra yürümeye devam ederlerdi. Bizim onlardan hoşlandığımızı anlasınlar diye sürekli 0.5 uç isterdik, tahta kalem kullandığımız halde… Sonra benden bir mektup yazma fikri gelmişti. Romantik ruhum ilk o zaman meydana çıktı. Üç ortalı kareli matematik defterinden bir sayfa kopardım. Pardon iki sayfa kopardım. Çünkü bir sayfa kopardığında birbiriyle bağlantılı diğer sayfa da haliyle kopuyordu. Sonra kağıda kocaman SİZİ SE...

Aşina Değiliz

Resim
AŞİNA DEĞİLİZ Telefonu açtığı anda sesini duymayı beklemeden konuşmaya başladım; “Lan niye açmıyorsun telefonu? Sabahtan beri seni arıyorum; iki kelimelik derdimiz var anlatalım dedik onda da ulaşamıyoruz sana. Kullanmayacaksan niye aldın bu sıçtımının telefonunu!” Konuşmamı buz gibi bir ses tonuyla böldü; “Babam öldü!“ Yürüyerek sürdürdüğüm telefon konuşmama olduğum yerde çakılı bir şekilde durarak ve susarak devam ettim. Neye şaşırsaydım acaba, babasının öldüğüne mi yoksa bunu bu kadar rahat söylediğine mi? Yüzümdeki gereksiz gülümseme gitmiş yerini ziyadesiyle gerekli bir mahcubiyete bırakmıştı. İki kere yutkunduktan sonra ‘’Neredesin şu an?’’ diye sordum “Hayat Meyhanesi'ne gel” dedi. Yolda bir anda aklım başıma geldi. Ersin’in babası zaten yıllar önce ölmüştü. Birden öyle babasının öldüğünden bahsedince aklım çıktı tabi, zaman kavramım kaydı; anlayamadım. Peki o halde neden öyle bir şey dedi bana? Sinirlerim tepeme çıkmıştı. Meyhanenin sokağına girerken “B...

Tamer Yiğit'in kız kaçırma mevzusu

Resim
ilknot: Bu yazı Kaybolandefterler/Zine (e-dergi) nin 4. sayısında yayınlanmıştır En öndeki adamın adı Tamer Yiğit. Soyadı gibi Yiğit bir adam. İnternette biraz bakın görürsünüz, Kenan İmirzalıoğlu’ymuş, Burak Özçivit’miş falan palavra. Akabinde hemen gerisinde duran İzzet Abi. İzzet Günay. Yanındaki de tabii ki sultanımız Türkan Şoray… Bu karenin olduğu filmin adı “Çalınan Aşk” diye geçiyor Yeşilçam tarihimizde. Hatta Türkan Şoray’ın iki farklı karakterde oynadığı ender filmlerden biridir. Dahası, Sadri Alışık da filmde kötü adam karakterinde. Biraz ezber bozan bir film anlayacağınız. Gerçi beceremiyor kötü adam rolü yapmayı. O ne yaparsa yapsın benim için Balıkçı Kazımdır her zaman. Başka ne oynasa bir beden büyük gömlek gibi kalıyor üstünde. Esas mevzuya gelecek olursak eğer, Tamer Yiğit rahmetli babamın eski bir arkadaşı olur. Babam Küçükçekmece’deat arabası ile meyve satarmış eskiden. Otomobiller hakgetire tabii o zamanlar. Babam o kadar çok pa...

Kemal

En son seçimde sandık görevlisiyken sınıfa yaşlı bir amca geldiydi. Bir tek kapıdan içeri girişini gördüm. Yalnız başınaydı; kim getirdi bilmiyorum. Elinde ufak bir baston, konuşurken, dururken hatta yürürken titriyor; zar zor girdi kabinin içine, bastı mühürünü, sonra da attı kutunun içine. Durdu karşımda dik dik gözlerimin içine bakıyor. “Hayırdır, amca,” dedim. “Beni asansöre kadar bırak bari,” dedi. (sanki tanıyormuşum gibi) “Ayıpsın amca,” dedim. Tuttu ellerimi bir kızın elini tutar gibi, asansöre yürüdük beraber.  Bu noktada onu bırakıp gitmem lazımdı ama elini elimden çekmedi. Ses etmedim bindim ben de asansöre; iki kat indik aşağıya. Okulun girişinde basamaklar olduğu için bu defa da benim içim elvermedi “gel merdivenlerden de indireyim,” diyerekten devam ettik.  Aradan 10 dk. geçti biz amcayla hala el ele yürüyorduk. Zaten kanımda ısınmıştı amcaya, siyasi konuşmalar, ulusalcılık falan havada uçuşuyor. Oyunu da büyük ihtimalle CHPye vermiş, adı Kemal'di zaten....

SONRA

Resim
Annem'e... Sonra; Doktor gelir, O’nun öldüğünü söyler. Ani bir şok geçirir ve ağlamaya başlarsın; etrafındaki kadınlar bayılmaya başlar, onlarla ilgilenirsin; Ailenin erkeği sen olduğun için (varsayım) önce birinci derece akrabaları arayıp tek tek telefonda O’nun ölüm haberini verirsin. Karşı taraftan fenalaşma sesleri, bazen de saçma sorular gelir. “Ciddi misin sen, şaka mı bu?” diye sorarlar, sanki ölümün şakası olurmuş gibi. İşte tam da o an anlarsın insanın içinde gizli kalan umudu. Kötü olan her şeyin bir şakanın ardında yok olacağını zannediyor insan böyle zamanlarda. Oysa her şakada bile bir gerçek payı varken, gerçekler nasıl bir şakaya bürünsün ki?   Haber vereceğin kişiler nedense hiç bitmez. Elindeki telefonun rehberindeki isimlerin çokluğuna şaşırırsın. Bu kadar çok arkadaşın olduğuna, akraban olduğuna, O’nun çevresi olduğuna… Bir düğüne çağırılacak insandan daha çoktur genelde bir cenazeye çağırılacak insanlar. Senin telefonla aramaların sürerken, seni a...

Anı Koleksiyoncusu Çıktı.

Resim
10-11 yaşlarında falandım sanırım oturduğumuz gecekonduyu yıkmak icin geldiklerinde. Direndik ailecek, komşular, esnaf falan destek oldu da yıktırmadık evi. Yıktırmadık da ne oldu peki? İnsan bir evin yıkılışını önleyip de bir ailenin yıkılışını önleyemiyorsa ne anlamı vardı büyümenin? Ama bazı şeyler büyülü sanırsınız; hiç bozulmazmış gibi gelir insana çocukken. Bir şekilde koptuk o evden, komşulardan, mahalleliden, sokaktaki köpeklerden, parkta yatan şarapcılardan falan. Yıllar sonra bir baktım ki şu arkamda gördüğünüz tantunici olmus evim. O da tutunamamış sonra. “Ah” üzerine ekmek pişer mi hiç? Diğer sokaklar falan avm uğruna yıkılmış; peşkeş çekilmiş, Dostlar gitmiş, komşular mağdur olmuş, hayvanlar aç kalmış hep. Benimse elimden bir tek yazmak geliyor; yazmaya başladığımdan beri… Bu yüzden ikinci kitabım Anı Koleksiyoncusu bir göç'ün ve mahallenin romanı oldu benim için. Biraz benden, biraz sizden hikayeler, anılar yazdım. Hayat Meyhanesi kısa diye şikayet eden...
Resim
...bazen böyle olur, sizin işleri yoluna koymak için attığınız her adımda işler gittikçe daha zorlaşır. Çünkü attığınız her adım yeni bir girişimse, her girişim beraberinde sorunları da getirecektir. ” —  Emrah ATEŞ - Hayat Meyhanesi (Sf.24) 

Anı Koleksiyoncusu

Resim
Neden hep eskiler daha güzel gelir insanın gözüne ? Çünkü hep bir şeyler çoğalacak ve hep bir şeyler az kalacak eskide. Az olan değerlidir arkadaşlar! Yeşillik azalacak, binalar çoğalacak misal. O yüzden eski İstanbul resimleri insanın gözüne güzel gelecek. Bu boktan İstanbul’un halini bile arayacak ileride çocuklarımız. Soğuk sitelerinde elinde tabletle torunlarımız büyürken, şuan Galata’ya yapılan iğrenç uzay çağı köprüsünden geçen trene binip, starbuckstan kahve içmeye gidecekler. Her şey çoğalacak; biz çoğalıyoruz en basiti. Yıllardır başımızdan gitmeyen politikacılar 3 çocuk 4 çocuk diye kendi tabanlarına baskı yaparken, kalabalıktan bıkacağız zamanla. Sevdiklerimiz ölüp gidecek sevmediklerimiz çoğalacak. Bu yüzden her gün bir öncekini, her gelen de gideni aratacak… O yüzden fırsat buldukça sürekli resim çekerek bir yerlere depoluyorum. Çünkü zaman geçer, anılar baki kalır. Hepimiz eskiyeceğiz. Benim çocuğumun benim gibi ”keşke babamın daha çok fotoğrafı olsaydı” demesini...

İyilik meziyet olmuş

Geçen hafta, Kadıköy'deydim. Metrobüs durağından sahile doğru yokuş yukarı çıkıyordum. Yaşlı bir amca gördüm. Sırtında çuvalı. Bir süre arkasından onu seyrederek gittim. Sonra yoruldu tabi. Belli ki çuval ağır. Kenara geçti oturdu. Yanından geçtim. 3 saniye ilerledikten sonra '' napıyorum lan ben yardım etsene adama '' dedim, kendi kendime... Sonra döndüm dedim '' babo yardım lazım mı'' Babo dedim, çünkü; yüzündeki ihtiyar emekçi suratı ile tam bir babo idi. Belli ki doğuluydu da. Babamı da hatırlattı bana. Babam da böyleydi. Yaşına bakmadan yükü atardı omzuna. Bilirim ki o tür adamlar hep bir kamburlaşma korkusuyla yaşar. Hayatın yükü hep üzerindedir çünkü. Sonra adam dedi '' yok kurban allah razı olsun'' Üzüldüm. Sorumu tekrar yineledim. Yine istemeyince üstelemek istemedim. Çünkü öyle bir hal aldık ki Eğer biri sana yardım ediyor ise '' acaba neden yardım ediyor lan'' diye düşünmeye başlıyor insan...