Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Vaiz Sokağı Numara 70

Turgut Uyar’ın en sevdiğim şiirlerinden biri. Fakirliği bile güzelleştirmiş şiirde. Olsun, zaten hepimiz biraz öyle olmalıyız. Ben sevince böyle oluyorum biraz. Bu şekilde korkak. Ne bileyim para birdenbire her şeyin önüne geçecekmiş gibi geliyor. Sermayeye tutsak oluyorum birden. Böyle görmüşüz napalım. Etrafımızda hep böyle görüyoruz; Evet yetememek; yetememek duygusu bu. Bir yerden sonra karşındaki insan “ ama aşkım lattenin sütünü az koymuşlar” diyecekmiş ve benim fakirliğimin üstüne bağladığım bütüm romantizm yok olacakmış gibi geliyor. “Melemen yapar yanına da çay demleriz” cümlesinin yerini “dominosu ara pizza getirsinler” cümlesi alır diye korkuyorum. Zaten göğe bakınca bulut değil de binaları gördüğümüz bir şehirde yaşaması bunca güç iken “aman adam aldırma sen” diyen biri olur mu bir gün; “Sen rakıyı kap yanında sadece peynir de yeter!” Balkon taşına ayağmızı uzatmışız; kuş sesleri bir yanda bir yanda çocuk sesleri. İşte o zaman benim bu iliklerime işlenen korkaklık duygusu…

Kimler Susarken Kimler Konuşuyor

Hepimiz bilhassa tüm gün girdiğimiz sosyal medyalarda insanların acılarını paylaşmalarına kayıtsız kalmamaya, diğer insanlar tarafından da “Hiçbir şeye sesini çıkarmıyor yav bu” demesinler diye paylaşımlar yapmaya devam ediyoruz. Bu bir gerçek; kimse inkar etmesin. Sosyal medya kimliğimiz artık gerçek kimliğimizle, bizim düşünce duvarımız haline geldiği için insanların düşündüklerini paylaşmalarına bir şey demiyorum. Boşu boşuna bokumuza boncuk kondurmamaya gerek yok

Lakin hiç yaşamadığı, hiç gitmediği, Ege ve Akdeniz dışında ülkede gidilecek hiçbir yer yokmuş gibi davranan ve orada yaşanan olayları da sadece kendi yaşadığı şehirde yaşanıyormuş gibi hayal edip konuşan;

Tüm gün mynet.com da sevdiği sanatçılar terör açıklaması yapsın diye bekleyen, instagramda orada burada Türk bayrağı fotoğrafı paylaşabildi diye yapabildiği her şeyi yaptığını düşünüp oy kullanmaya dahi gitmeyen,

Bu zamana kadar yaşananları bir Kürt’ün ağzından bile dinlemeyip, adamın yaşadığı coğrafyayı öğrenmeye çalışma…

Hepimiz Mutsuzluktan Öleceğiz

Seksenlerin sonralarında, doksanların ortalarına doğru doğan nesil çok tuhaf bir nesil oldu. Mesela bizim neslin öncesini ele aldığınızda çok fazla ortak özellikleri var. Çünkü değişkenlik bu kadar çok değildi. Adamlar yıllarca hiçbir şey değişmeyecek diye saplanıp kalmışlar oldukları yerde. Hatta değişim olacaksa da ileri doğru değil siyasal anlamda geriye doğru olmuş.  10 yılda bir darbe görmüş memleket. Hah şimdi de darbe görüyor ama en azından televizyon var anlamıyoruz bir bok. Bizim şansımıza dünyanın, Türkiye'nin, şehirlerin, teknolojinin hatta paranın bile değiştiği döneme denk gelmiş ergenleşme evremiz. O kadar hızlı değişti ki her şey kendimizdeki değişimi kendimiz bile farkedemiyorduk. Örneğin Müslüm Gürses'in arabeskin babası olduğu dönemde ergenliğimizi geçirip tam sevdiğimiz kızlara “dünya tersine dönse vazgeçmem” şarkısı armağan edecekken, bir anda kızlar bizden Cankan'dan “yar yar” şarkısını İsmail Yk'dan “nerdesin” şarkısını bekleyip, onları üzdüğümüz…

ORHAN VELİ

Resim
Kısaca: Dünyanın en hakiki ve en gerçek şiirlerini yazan adamdır Orhan Veli. O, azgın olduğu zaman karı isteğini de dile getirmiş, masturbasyon yaptığı eline bile hürmetini esirgememiştir. ( bu “sol el” şiirine benim bakış açım. Belki de duygusal başka bir anlamı da vardır. Şairin iç dünyasını kim bilebilir? ) Gerçektir, doğaldır. İstanbul aşığıdır. Edebiyat hayatının vazgeçilmezi, tabuları yıkanıdır. Devrimcidir, Garip Akımı’nın kurucusudur. Herşeyden önce, v icdan sahibidir. Yazım şeklini beğenmediğini itiraf ettiği Nazım Hikmet için, hapisten çıkarsınlar diye 3 gün ölüm orucu tutmuştur. Vesikalıklarda gülemeyenlerdendir. Şiir yazmama başlamama sebep olan adamdır. İnsanları tanımama yardımcı olmuştur. Yeri ayrıdır, en sevdiğim şairdir. Ahmet Kaya şarkılarında vazgeçilmez olandır. Dünyanın en güzel şiiri ise bence şudur: büyüdüm, isiz kaldım, aç kaldım;
para kazanmak gerekti;
girdim insanların içine,
insanları gördüm… Orhan Veli- 1950  Nefret ettiği kafiye, ölümünde bile onu bırakmam…
Resim
“Evet, kimsesizdik ama umudumuz vardı” diyor Turgut Uyar

Rakı Masası

Resim
Rakı masası:
Neşet baba inceden çalıyor
“Allah ayrılık vermesin gökte uçan kusa Leylam” diyor Biz rakı içerken Elmas teyze içeride namaz kılıyor
Biz aynı ailede bile farklı hayatlar yasiyorken, farklı insanlarla aynı hayatları yasamayı dusleyecek cesareti kim veriyor bize? “Hata benim günah benim suc benim” diyor Neset Baba. Emrah Ateş
twitter: hikayeadami
instagram: hikayeadami
İkinci Kitap: Anı Koleksiyoncusundan
Hetta mı xwe naskır amre xwe xelas kır. Kendimi tanıyıncaya kadar ömrümü bitirdim
Resim
...bazen böyle olur, sizin işleri yoluna koymak için attığınız her adımda işler gittikçe daha zorlaşır. Çünkü attığınız her adım yeni bir girişimse, her girişim beraberinde sorunları da getirecektir.” — Emrah ATEŞ - Hayat Meyhanesi (Sf.24) 

Sivas 93

Resim
Asaf Koçak (Karikatürist) Madımak'ta mahsur kaldıklarında kimse korkmasın diye mızıka çalıyor.

Hayat Meyhanesi

Resim
İlk kitabım Hayat Meyhanesi'nin görseli karşınızda
Haziranda raflarda...

Emrah Ateş
Hayat Meyhanesi
Kent Yayınları

Müjde: Kitabım Çıkıyor

Selam blogcanlar:

Eskisi gibi burada yazmadığımı biliyorum. Çünkü artık sairinsharfi.tumblr.com hesabımda yazıyorum.

Ayrıca güzel haberlerim de var:

İlk kitabım Hayat Meyhanesi haziran ayında satışa çıkıyor.
Beni unutmayan ve ilgilenen arkadşalarıma duyurulurz

Sağlıcakla...

Boyayalım Abilerrrr

Resim
Öğlenleri çalıştığım şirketin yakınlarında kahve var. Bazen işler çok müsait olduğunda öğle paydosumuzu orada değerlendirir, ikişer lahmacun söyler, okey oynarız. Hem oyunu oynarak hem de yemek yiyerek vicdanımızı rahatlatır, etik ahlak kurallarımıza uyduğumuzu düşünür ve iki işi aynı anda yapabilmenin karlılık payı ile övünürüz. ( orada bir yerde şapkalı a harfi var ) Dün kahveye gittiğimizde elinde lastik terlikleri ile bir çocuk geldi ” boyayayım mı abi” diyerek. Bakın dışarıda geçse mevzu boyatmam o ayakkabıyı. Mesleğe saygısızlıktan değil, insana saygıdan. İnsanların benden daha alçakta durup ayakkabılarımı ayakkabım ayağımdayken boyamasına hiç gerek yok. Ben o kadar değerli değilim! Yanına giderim, onunla aynı kaldırıma oturur, giyerim terliklerimi öyle boyatırım. o da mutlu olur ben de. İki de muhabbet ederiz. Mis. Aynı sorunu gittiğim lokantalarda da yaşıyorum. Yemek yemeye gidiyorsun, vale midir nedir öyle bir sistem var, geliyor adamın biri açıyor kapını falan. Tamam o adam…