Kayıtlar

kendi şiirlerim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kasım'da şiir başkadır

Resim
Şimdi daha fazla üzülmemek için bir şarkıyı suçlasam bir otobüs durağını suçlasam tüm beklemelerim için bir yol belirleseler o yoldan gitsem o yol hiç bitmese hep o yolu suçlasam evde unutulmuş bir eldiven var ama ellerim üşüdü diye ben rüzgarı suçlasam yağmur yağsa yağmuru suçlasam... bir şiir yazsam sonra yazdım diye kendimi suçlasam.. Emrah Ateş Kasım.... geri kalan şiirlerim için http://sairinsharfi.blogspot.com/

perde kalktı ( balkon taşının üstündeki rakı )

Resim
ÖNEMLİ; bu laflar özellikle bu müziği dinlerken okunsun hissedilsin diye yazılmıştır. dinlemeyeceksen okuma!. Eğer dinleyeceksen bu mereti balkonda dinleyeceksin hiç olmadı çatıda düz ayak dışarıyı gören bir yer olacak yani içine çekeceğin temiz bir hava olacak yaşayabilmen için İlla ki boğazı görmesende olur sokakta oynayan çocuklar olsun hiç olmassa yada caddeden geçen arabaların sesi bölsün müziği en fazla ama hemen karşı apartmanda komşunun kızına sevdalanmışsan daha iyi gider bu meret gözlerini dikersin perde kalkar umuduyla hiç yoksa öyle bir sevdiğin ilk kaybedişini getir aklına ilk sevdiğin kadını misal nasıl da bırakıp gitmişti değil mi kahpe seni küfret işte ona arkasından ya da yok yok küfretme sen iyisimi gülüşüyle hatırla onu hayatında yok madem bari düzgün olsun hatırası ama kulağında gitmesin müzikten bak şu an çalan perdesiz gitarda arayışın senin sen farketmiyorsun ama orada ölmüş sevdiklerinin ruhu var biraz daha versen kendini ağl...

mındar

hani soruyordu ya birisi sen ciğercilerin kedisi ben sokak kedisi olur mu bu sevda diye olmuyor galiba çünkü iki gönülün bir olduğu yerde ellerinde ateşlerle bekler hainler samanlığın kapısında.

sadece dumanın görünüyor ( askerde yazdığım ilk şiir )

Uzaklarda bir yangın oluyorsun sadece dumanın görünüyor körükle geleyim istiyorum olmuyor alevin yavaş yavaş sönüyor bir yangının sönüşü ilk kez bu denli acı oluyor hani aşk yanmaktı ya sevdiğim bile bile kendimi ateşe atmak istesemde olmuyor... sen uzaklarda sönüyorsun sadece dumanın görünüyor.... 28 12 2009 bilecik söğüt not: http://www.dailymotion.com/video/x9y921_jivan-gasparyan-erkan-ogur-fuad_music bunu da dinlemeden ölmeyin derim ben.

beton zemine ıslak yazı

Birgün kaldırımları ıslak bir sokaktan yürürsen, davranma hemen şemsiyene. Bakma sakın gökyüzüne gökkuşağı bulurum umuduyla. Yağmurdan değil kaldırım taşlarının ıslaklığı, ne de halı yıkayan teyzelerin hortumundan akmış suları. Yağmur yağsa toprak kokar bu şehir. Halı yıkanmış olsa sabun kokardı kaldırım taşları. Bu şehre güneş doğmaya küsmüşken, senin ki ne cüret! içinde yeşertmissin umutları... Kaç tane gözü yaşlı sigara bırakmışsın arkanda. Kaç tane kül tabağında yarım bırakılmış hayat. Ve kokusunda esaret var küllerin, bir kibritin alevine tutsak. Sen içimde gözlerim gözlerine tutsak. Prangalar giydirmişken kirpiklerime alnımdaki çizgiler volta atar yüzümde. Emrah Ateş 2009

Babam Derdi ki

Yaşayacaksın oğul! yaşayacaksın bir ağaç gibi, dimdik! Zamanı gelecek bir rüzgarda yaprakların dökülecek Zamanı gelecek güneş açacak yeşereceksin ta ki gelip biri seni söker kökünden alır işte o vakit ölürsün oğul... Ki ağaçların ölüleri, başka yerlerde can bulur. Örneğin; kağıtta, kalemde, kulübede... Birinin ocağına ateş olursun, ya da yemek yediği masası. Ev olursun, eşya olursun, Yine de can bulursun. İşte bu yüzdendir ki oğul, bir parçan kalsın istiyorsan biryerlerde; Yaşayacaksın bir ağaç gibi, dimdik! Emrah Ateş ( 2009 ) Sbah namazlarından sonra baba eli öpülmeden geçen 6 yıl. Sizin için halen bir şey ifade eder mi bilmem ama, bayramlar renkli, krepon bir hatıra halen benim için... Hepinize iyi bayramlar...

Oyuncağıma Hitaben

Resim
6 yaşlarındaydım. Bir oyuncak bebeğim vardı. Bir ismi yok. Ama 20-25 cm boylarında mavi bir şortu vardı. Şortu aşağı indirdiğinde işerdi. Suyunu ayak tabanından doldururdum. Hiç yanımdan ayırmazdım. Kimin kucağına otursam o bebeği üzerine işetirdim. Çok azarişittim o oyuncak için. Ama bir gün ne olduysa kayboldu gitti. Üzerinden 14 yıl geçtiği halde hala her girdiğim oyuncakçıda arar dururum. Ah oyuncağım kim bilir şimdi neredesin. Umarım seni kaybettiğimde, seni benim kadar sevecek bir çocuğa rastlamışsındır. Oyuncağım'a topuğundaki tıpasından dolardı suyu şortunu indirirdim işerdi… daha 6 yaşındaydım. eğleniyordum… ama kayboldu…. 6 yaşındaydım- ve, ilk o terketmişti beni. bir dahada bulamadım ne onu, nede benzerini… 6 yaşındaydım - ve ilk defa hayal kırıklığına uğramıştım kim bilebilirdi ki bir oyuncak bir çocuğun ömrünün yarısı… emrah ateş.

Daisy

Resim
Hani her şaririn olur ya sevdiğine takma isimleri. Kendilerini kısıtlamamak için başka isimlerle seslenirler sevdiğine. Çünkü ya başkasınındır o- yada men etmiştir adını kullanmaktan. Mesela Özdemir Asaf'ın Lavinia'sı gibi... Adını kullanamadığım bir sevdadır Daisy... Sen Daisy Sen gözlerimin ufku oluyorsun Hasretin en acı yanı Ve sevdanın en tatlı yanı Sen Sen içinden geçtiğim sokak oluyorsun bazı bazı Sırtımı yaslamayı sevdiğim O bahçedeki ağacım oluyorsun Sonra o ağacın meyvesi Her ısırıkta biraz daha istiyorum senden Sonra bitiyorsun Ama bitmenin en güzel yanı da bir daha açacağını bilmek oluyor Sen Daisy Sen Sonu hep sevmiyor çıkan papatya oluyorsun... Emrah ateş 20 09 2009 12:31 sefaköy bir şairiin odası