Kayıtlar

Mayıs, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sistem'in insanın düşünce yapısını değiştirmesine yaşanmış bir örnek

Sistem'in insanın yaşayış biçimini ve düşünce yapısını nasıl değiştirdiğiyle ilgili ufak bir örnek vermek istiyorum: Geçenlerde bir arkaşım çalıştığı okulda bazı öğrencileri şehir dışına götürmesi gerekti. Okul, herkesin biletini önceden almış. Havaalanına gitti, öğrencilerden biri yok. Arıyor, yoldayım geliyorum diyor ve zamanında gelemiyor. O sırada tüm üst yöneticilerini aradığı halde kimseye ulaşamıyor. Doğru olanın öğrenciyi havaalanında yalnız bırakmamak olduğunu düşündüğü için kendi sorumluluk alanına sahip çıkıyor ve uçağa binmiyor. Öğrenci geldiğinde turnuvaya gitmek için tekrardan yeni biletleri "ne de olsa okuldan parasını alırım" umudu ile kendi cebinden alıyor ve öğrencileri götürüyor. Geri döndüğünde okul yönetimi alınan biletlerle gitmesi gerektiğini söyleyip parayı vermeyi reddediyor. Bu para da maaşının yarısı yani, az buz değil. Ama tabii ki çok itiraz ederse işsiz kalırım korkusu var. İstifa etse yine iş bulamam korkusu var. Sineye çekip çalışmaya dev…

Öğretmenlik hayallerim

Şu an Karadeniz'de bir köy okulunda öğretmen olsam; öğrencilerime “hayde bahçeye top oynamaya çıkıyoruz” desem. Ağaca kaçan topu kurtarsam; kahraman olsam… Ya da Van'da bir okulun camından baktığımda, öğrencimin başkasına bırakamadığı için yanında getirdiği sürüsünü görsem. Bıraksam dersi! Kars'ta misal, öğrencilerimin ailesinin gözlerine baktığımda o müthiş saygıyı görsem. Akşam köy düğününe davet etseler beni; birilerinin aşkına nikah şahidi olsam! ve dipnot: Dünya böyle kötü zamanlardan geçerken, aile olmanın, öğretmen olmanın, arkadaş olmanın değerini daha iyi anlıyorum. Ne ekildiyse o biçiliyor sanki. İyi bir insan olup o iyiliği yaymalı ve özellikle güzel bir nesil yetiştirmeye çabalamalı. Bu dünyayı özellikle siz kurtaracaksınız öğretmenler! Çocukları kurtarınca, dünya da kurtulacak. Kendinizin değerini bilin!
Emrah Ateş Instagram: hikayeadami
Twitter: hikayeadami

Canım Kardeşim Neredesin

Resim
Canım Kardeşim Neredesin

Ben hayatı hep sevdiğim müziklerin içinde yaşadım. Mesela bir köşe başında sevdiğim kadını bekliyorsam, kafamın içinde Yeditepe İstanbul dizisindeki Yusuf’un, Olcay’ı gördüğünde dizide çalmaya başlayan müzik çalar. Birden bire mahallenin serserisi Yusuf oluveririm. Uzun yol otobüsleri benim için Cahit Berkay’dır hep. Kısa süren yolculuklarda ise Erkan Oğur’un enstrümantalleriyken, şiir okuduğumda Metin- Kemal Kahraman’ın melodileri düşer aklıma. Bir ölüm haberi alsam Neşet Ertaş’tan Yalan Dünya dökülür dilimden. İşte hayatı böyle yaşayan biriyseniz izlediğiniz filmlerde sizin için çok değerli olmaya başlar. Kötü filmlere tahammül edemezsiniz. Canım Kardeşim filmi Türk Sinemasında başyapıt oluşunu korurken bundaki en büyük neden Cahit Oben’in unutulmaz müziğidir. Kahraman’ın hüzünlü bakışları, geçirdiği hastalık, ailenin çektiği çile acıtır canını ama Cahit Oben’in müziği de buna dâhil olduğunda acı artık bambaşka bir boyuta ulaşır. Seni alıp yüksek bir binanın…

Ramazan Sebebiyle Yasal Uyarı

Baştan anlaşalım; fakirin halinden anlayacağım diye tüm gün yemek yemeyip akşam sekiz çeşit sofra kuracaksan.... Her önüne gelene surat asıp, her olana bitene sinirlenip sonra da “yav oruç başıma vurdu” diyeceksen.... 11 ay boyunca kimseye iyilikten bahsetmeyip oruç tutmayana 1 ay boyunca zulmedeceksen...  Sınanmaktan bahsediyorsun; senin o büyük iraden yoldan geçen bir kişi su içiyor diye seni katile çevirecek kadar zayıfsa... Kalp kıracağına git yumurta kır ye. 
Emrah Ateş twitter: hikayeadami instagram: hikayeadami

Behçet Abi

Oldum olalı hep aynı mahalleyi bildim ben. Her ne kadar şimdi aynı insanlar çok kalmasa da, birkaç tane çınar dururdu hep bir yerlerde. Bazen isimler değişirdi. Ağdemir Gıda önce Ağdemir Bakkal'a ordan da Ağdemir Market'e dönüşmüştü, o kadar. Behçet Abiyse, dükkanın ismi ne kadar değişirse değişsin hep Behçet Abiydi işte! Cips çaldığımda tokatı yapıştıracak kadar sinirli ama babamın ölümünde kalan veresiye borcunu sıfırlayacak kadar da kalbi temizdi.
Babamın ölümünden sonra okul işini paralel evrenlere şutlayıp markette çalışmaya başlamıştım. O dönem bir de evden kaçmışım tek yaşıyorum ha. Ne aksiyon ama… Behçet  Abi ve kardeşi Oktay Abi ile beraber ikinci el bir çekyatla bir işhanın odasında kaldım bir süre. Yatmadan yatmaya gidiyordum zaten ki başka türlü köpek bağlasan durmuyor. Denedim ha, vallaha durmuyordu. 
O odada ilk kaldığım günün ertesi akşamında dükkanın kepenklerini Behçet Abi ile kapatıp Küçükçekmece'de sote bir yere arabayı çekip iki miller bira içtik.  Bab…

SERT YAZI

Bu ülkede tek hayali bankaya on yıl boyunca domalıp ev sahibi olmak isteyen insanlar yarattınız. Hepimizi orospu ettiniz. Yetmezmiş gibi bunun iyi bir şey olduğuna inanan, öyle olmasının makul olduğuna inanan insanlar yarattınız. Bu ülkede madende ölen kocası için; “ölse daha iyi, adam 6 aydır maaş alamıyor acımızdan ölüyoruz” demek zorunda kalan insanlar yarattınız Hepimizi çaresiz bıraktınız. Bu ülkede kitap yazabilecek, şarkı besteleyebilecek insanları üç kuruş para kazanmak adına ölüme terk ettiniz. Hepimizi yok ettiniz! Bu ülkede insanların masumiyetlerini mağaza vitrinleriyle öldürüp yerine şaşaalı görüntüler bıraktınız. Hepimizi sahteleştirdiniz! Bu ülkede şiir kitapları satmıyor diye şiir kitabı basmayan yayınevleri yarattınız. Daha fenası parayla kitap basan yayınevleri yarattınız. Kitabevlerini ticarethanelere dönüştürdünüz. Hepimizi duygusuzlaştırdınız1 Bu ülkede posta pullarını yok ettiniz lan. Posta pullarından ne istediniz. Allah Hepinizin Belasını Versin!
Emrah Ateş
twit…
Neşet Baba’ya sormuşlar bir gün “nedir bu türkülerinizdeki hüzün” diye? “daha hareketli şeyler söyleyemez misiniz” demişler. Öyle ya, illa götümüzü başımızı oynatacağız. Hayat bu kadar sahici ve dert ile doluyken, bunları gözümüze niye soksunlar ki? Niye hüzün sahibi olalım sahte bir mutluluk dururken. Ama insan eti ağırdır işte, lafı da öyle. Sağlam bir sağ kroşe çakmış cevabıyla Neşet Baba spiker kıza “biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmayız” demiş.

“yakmayız”  Ama dururlar mı? Durmamışlar. Başka bir gün aynı soruyla gitmişler Erkan Oğur’a. Tabi popçulara gidip “ya dünyanın anası sikilmiş ama siz hala göt kıvıracak bir söz nasıl buluyorsunuz” diyecek değiller ya. Ama Erkan Oğur bu, adam mucit her şeyden önce. Perdesiz’liği keşfetmiş. Onu da bilenler bilir, az konuşur. Onlarca konserine gittim parmakla sayarsın kelimelerini. Gelgelelim okkalı bir cevapla meramını özetlemiştir; “Neşeli müzikler besteleyemiyorum, ne yapsam insan olmanın hüznü çıkıyor ortaya, biz sizi eğlendiremeyiz,…

Hesaplaşma!

İnsan birini kaybettiğinde, daha önceden kaybettiği en değerli kim varsa, onun acısını daha çok yaşamaya başlar. Geçmişle olan en büyük derdimiz de budur. Buna kısaca “sen olsaydın böyle olmayacaktı” da denebilir
Emrah Ateş
twitter: hikayeadami
instagram: hikayeadam