Büyümek cesaret ister
Çocukluğumuzdan beri gittiğimiz bir park var. Gerçi eskisi kadar gitmiyoruz artık ama hala yıkılmadı duruyor öyle bizim mahallede. Sonra o parkın tam ortasında, hep top oynamak için kullandığımız bir alanın yanında Atatürk büstü var. Ama önce bir duvar, heykelde onun üstünde. Küçükken tırmanabildiğim en yüksek yer orasıydı. Sonra bir gün babam öldüğünde yine kendimi oraya tırmanırken buldum. Ulan babam ölmüş, ortalık kıyamet, ben koşa koşa evden kaçmışım. Korku insana böyle tuhaf şeyler yaptırır işte. Sanırım o yükseklik beni güvende hissettiriyordu. Gerçi tüm arkadaşlarım atlardı oradan ben hiç atlayamazdım. Yakın zamana dönelim. Geçen hafta iki üç arkadaş oturmuş çekirdek çitleyip çocukluğumuzdan dem vururken, o büstten atlayamamam geldi aklıma. Sonra dedim ki; '' tolga al eline makinayı, büyümek cesaret ister'' Lan iyi böyle afilli konuşuyorum da ne halt edicem değil mi? Bir hışımla tırmandım heykelin yanına. Oradan aşağıya bakarken, ulan diyorum kısacık...