Büyümek cesaret ister



Çocukluğumuzdan beri gittiğimiz bir park var. Gerçi eskisi kadar gitmiyoruz artık ama hala yıkılmadı duruyor öyle bizim mahallede. Sonra o parkın tam ortasında, hep top oynamak için kullandığımız bir alanın yanında Atatürk büstü var. Ama önce bir duvar, heykelde onun üstünde. Küçükken tırmanabildiğim en yüksek yer orasıydı.

Sonra bir gün babam öldüğünde yine kendimi oraya tırmanırken buldum. Ulan babam ölmüş, ortalık kıyamet, ben koşa koşa evden kaçmışım. Korku insana böyle tuhaf şeyler yaptırır işte. Sanırım o yükseklik beni güvende hissettiriyordu. Gerçi tüm arkadaşlarım atlardı oradan ben hiç atlayamazdım.

Yakın zamana dönelim. Geçen hafta iki üç arkadaş oturmuş çekirdek çitleyip çocukluğumuzdan dem vururken, o büstten atlayamamam geldi aklıma. Sonra dedim ki; '' tolga al eline makinayı, büyümek cesaret ister'' Lan iyi böyle afilli konuşuyorum da ne halt edicem değil mi?

Bir hışımla tırmandım heykelin yanına. Oradan aşağıya bakarken, ulan diyorum kısacık yer nasıl atlayamamışım buradan. Sonra bir baktım yine atlayamıyorum. Çocukluk korkularım, sevinçlerim, burada yediğim çekirdekler, ilk içtiğim bira.... Her şey bir an geçti gözümün önünden. Sonra atladım tabi. Kısa mısa ama belim de fena ağrıdı

Yorumlar

  1. Çocukluğuma indim az evvel. Korkularımı hatırladım yine korktum çıktım hemen ordan.

    YanıtlaSil
  2. hepimizin var benzer korkuları çocukluğumuzdan yadigar :)

    nyks

    YanıtlaSil
  3. Bir şeyden ya da birinden korkunca küçükken,kaç yıl,kaç mekan geçerse geçsin üstünden ,insan korkarak,çekinerek yaklaşıyor yine de hep.
    İnsan psişikliği işte.Güzel bir anı hem bir şey daha var bence; çocukluğundan beri aynı arkadaşlarla aynı büstün yanına gidiyor olmak,iyi dostları olması insanın,sevinilecek bir şey.-ki çoğu insanın dostluklarını koruyamadığı şu günlerde.

    benim de böyle atlamalı hoplamalı bi hikayem var küçüklükten,
    hemen hemen bu kadar yükseklikten.ben atladım ama korkudan mı heyecandan mı bilmem bayılmışım sonra gözümü hastanede açtım:)
    velhasıl çocukluk güzel,içindeki çocuğu ara ara dürtecek yaşadığını hissettirecek ona insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seninkide pek fenaymış canım. yükseklik az olsa da sen kısaydın o zaman (: öyle korkulur mu yahu hastaneye düşecek kadar :)

      Sil
  4. "Ağlamak istemiyorum yenildim sana
    Hikayenin özeti bu
    Bir istimlak gibi ödedin
    Ve çiğneyip geçtin maceramı
    Şimdi ben
    Suçlarımı didikleyen bu martı sürüsüyle
    Şimdi ben hangi şehirde soğuturum
    Zonklayıp duran bu yaramı

    İstanbul ey İstanbul ey
    Acılar kraliçesi
    İhanetin ve ihbarların
    Arkadan dolaşan bıçağı
    Ve bütün ödeşmelerin yüzleşmelerin
    Erkekçe vuruşmaların kaçağı
    Beni harcadın ulan beni sattın
    Utanmıyor musun"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Araya biraz hüzün,hafif tebessüm,biraz cocukluk masumluğu serpiştiri veriir de giderim.

      Sil
    2. hâla duvarlardan korkmadan atliyorum.

      Sil
  5. büyük cesaret :))
    Büstten atlamanı demiyorum tabiki korkularınla yüzleşebilmeni diyorum :))

    YanıtlaSil
  6. Hüznü de katarak tebessüm ettiren hoş bir yazının yamacına gelmişim fark etmeden.
    Afili lafın ardından cesaretin gelmesi de hoş olmuş tabi. ehehe.
    Film şeridi misali duygu seline düşmüşsün. Cesaretin getirdiği yerlere bak, demek ki doktorlar "Çocukluğuna inmeliyiz." derken bu işlemleri gerçekleştirse iş bu kadar zorlaşmaz. Hep klişeli filmlerin oyuncaklığından bunlar. - Tamam saçmalamaya başladım, güzelim yazıyı berbat etmeden susayım ben. ehehe. -

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. höh amma ehehe yazmışsın :D

      Sil
    2. 2 kere yazmışım yahu, belki az bile. ahahahahaha. - Bak türevi de geldi yine. -

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı