Anı Koleksiyoncusu Çıktı.



10-11 yaşlarında falandım sanırım oturduğumuz gecekonduyu yıkmak icin geldiklerinde. Direndik ailecek, komşular, esnaf falan destek oldu da yıktırmadık evi. Yıktırmadık da ne oldu peki? İnsan bir evin yıkılışını önleyip de bir ailenin yıkılışını önleyemiyorsa ne anlamı vardı büyümenin? Ama bazı şeyler büyülü sanırsınız; hiç bozulmazmış gibi gelir insana çocukken.
Bir şekilde koptuk o evden, komşulardan, mahalleliden, sokaktaki köpeklerden, parkta yatan şarapcılardan falan. Yıllar sonra bir baktım ki şu arkamda gördüğünüz tantunici olmus evim. O da tutunamamış sonra. “Ah” üzerine ekmek pişer mi hiç?
Diğer sokaklar falan avm uğruna yıkılmış; peşkeş çekilmiş, Dostlar gitmiş, komşular mağdur olmuş, hayvanlar aç kalmış hep.
Benimse elimden bir tek yazmak geliyor; yazmaya başladığımdan beri… Bu yüzden ikinci kitabım Anı Koleksiyoncusu bir göç'ün ve mahallenin romanı oldu benim için. Biraz benden, biraz sizden hikayeler, anılar yazdım. Hayat Meyhanesi kısa diye şikayet edenler buna da uzun derse bozuşacağımız bir kitap yazdım. Çokça çocuk hikayeleri, büyümeye direnen çocuk hikayeleri; en yalın haliyle söylemek gerekirse “hepimizi yazdım a dostlar.” Kendinden bir şey bulamayan kitabı iade edebilir zaten.
Kent Kitap etiketiyle;
#ANIKOLEKSİYONCUSU
Anılarından başka kaybedecek bir şeyi kalmayanlara…



Yorumlar

  1. Ismarladim. 8-9 grün tedarik süresi. Bakalim ne zaman gelecek.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı