sürekli bir şeyleri yaşayıp, sonra o yaşadıkları hiç bir şeye değmeyerek, her şeyi unutarak, hiç yaşamamış gibi davranarak... İşte koca bir ömrün özeti
Kayıtlar
Kitapçıda bekleyen adam
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Her yere geç kalmayayım diye acele ettiğimden kendimi hep erken gitmiş buluyorum. Özellikle de yakınlarında kitapçı'nın olduğu buluşma yerlerini seçiyorum. O arada beklerken okuduğum bir kitap var. Tülay tanıştırmıştı o kitapla. Tülay'dan da bir ara bahsederiz yine. Çünkü ondan bahsetmek için en güzel kelimeleri seçmek gerek. Hakediyor çünkü. Bir de bir erkeği bekletecekseniz yakınında bu tarz yerler olmalı. Hele ki teknosa tarzı elektronik eşya satan yerlerin önünde yada civarında bekletecekseniz, beklediği süre önemli değil. Gensel birşey sanırım. Bir kızı da mango'nun önünde beklet, geç kalsan da anlamaz o. Vel-hasıl 8. kezdir okuyorum sanırım bu kitabı. Ve ben böyle erken gittikçe tüm buluşma yerlerine o kitabı daha çok okurum gibime geliyor. Siz daha okumadıysanız çok şey kaybettiniz demektir. Kitabın adı: Erken Kaybedenler Yazar: Emrah Serbes
Abla nasihatı
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Ailede 3 tane daha abim olduğu halde özellikle ablamla aram hep daha iyi olmuştur. Abilerle konuşulcak konuları rahatlıkla ablamla konuşmuşumdur mesela. 4 tane de ablam var ama özellikle biriyle diyaloğumuz çok farklı. Ben ona cenıfır diyorum ten renginden dolayı. Gerçek adıysa Filiz. Çok okumuş bir kadın değil ablam. İlkokulu bitirdikten sonra rahmetli babam almış onu okuldan ve çalışmaya başlamış. Babam 2. sınıfta okulu bıraktığı için 5 sene gayet uzun bir süre gelmiş sanırım onun için. Hatta ailede en çok okutulan benim o da 8 yıl. Zaten 8. yılımda da babam öldü. Daha da okutur muydu bilmem, ama ben yine de dışarıdan liseyi bitirdim ve şimdi de AÖF'ye kayıt için ağustosu bekliyorum. Nerede kalmıştık, ablam diyordum. Az okumuş ama çok çekmiş insanlardan o da. Şu hayat okulu denen hurafenin öğrencilerinden. Bazen arada öyle laflar ediyor ki, ben bile okuduğum onca kitapta ve izlediğim onca filmde öyle cümleler duymuyorum. Misal geçen bana şöyle sözler sarfetti; " insanl...
Bank
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Otuz yıldır aynı banka oturuyorum. Her gün cebimde taşıdığım ufak çakı ile yazdığım o harflerin üzerinden bir daha geçiyorum. Otuz yıldır hiç bir şey değişmedi. Yaşım olmuş kırkaltı... Otuz yıldır seni görmedim, senden haber alamadım ama ben her gün aynı saatte buraya geliyor ve o harflerin üzerinden geçiyorum. Hatta bankta oturan olursa onları kaldırıyorum yerinden. Geçenlerde belediye gelip bank'ı sökmek istedi durumumu anlattım güzelce onlara uzun uzun güldüler. ''Ne gülüyosunuz lan piçler'' diyince de aramızda bir kavga başladı. Neyse ki hemen alt tarafta gecekondu mahallesi vardı da herifler hemen örgütlenip gelmişler ellerinde taşlarla. Söktürmedik bank'ı oradan! Ama bir kaburgam söküldü jop yüzünden. Olsun her savaşta verilecek bir zahiyat vardır. Benimki de kaburga olsun kalanıyla idare ediyorum. Mahallenin kahvecisine maphustan çıkarken '' abi sizin gecekonduları yıkmaya gelirlerse haberim olsun'' dedim, sevindi adam. Bu haklı mücadelemi...
Garip Mektuplar Serisi -4 ( Kazım Abi'ye )
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Merhaba diye cümleye başlamıyorum. Selamın aleyküm diyeyim. Malum o taraflarda din daha ağır basar... Kazım diye bir arkadaşım var. Sana hiç benzemiyor ama adını söylediğimde ara ara aklıma geldiğin oluyor. Ölüler nasıl susar iyi bilirsin abi. Öyle susuyorum işte. Yeni nesil ya besmelesiz olmuş yada GDO'dan kaynaklı sorunlar var. Kimsenin kimseyi sevdiği yok. Kimsenin hayatına dikkat ettiği yok. Nerede eğlenirim nerede popüler olurum derdinde insanlar. Dışı marka içi turşu dolu hepsinin. Ortalık kız tavlamak için gitar çalmayı öğrenen denyolarla dolu ve onlara kananlarla... Herkes hayatını bulmaca gibi yaşıyor. Aşk iş ve ev üçgeninden hangisi eksikse ilk fırsatta tamamlamaya çalışıyor. Hiçbirimiz işimizden memnun değiliz ama mecburuz. Lanet olası kapitalist düzen! En fenası da birbirini sevmediği halde birbirine alışan o kadar insanla dolu ki İstanbul; '' sevmesem öyle kolay çekip gitmek / yaralı bir kuş gibi'' Beni soracak olursan, şu aralar çok zor döne...
Garip Mektuplar Serisi -3 ( ilk aşkıma mektup )
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir insanın ilk'i olmak zor iş. Çünkü senden önce hayatına kimse girmediyse birinin, hep en güzelini yaşatman gerekir ona. Çünkü bir adı var ''ilk'' Şimdi düşünüyorum da sen bir başkasındasın, sonra senin ne düşündüğünü düşünüyorum. Böyle manyakça huylarım var benim biliyorsun. Her zaman ayıkken düşünülüp sarhoşken söylenen sözleri hep içmeden söyledim. Sen de arsızsın ben diyeyim çatlağım. Ama sana güzel sözler de söyledim zamanında nankörlük etme. ''Gözlerine o kadar uzun uzun bakmamın sebebi arsızlığımdan değil cennet arayışımdan '' dediğimde Shakespeare ile boy ölçüşen biri olarak görmüştün beni. Neyse... Düşünüyorsundur diyorum; ilk onu öpmüştüm, ilk o çiçek aldı bana, ilk o seni seviyorum dedi, ilk o elimi tuttu, ilk onu özledim, sonra yine ilk ona kavuştum... İlk beklentim oydu mesela, ilk ondan mektup bekledim, ilk ondan mektup geldi bana. İlk o şiir yazdı, ilk o şiir okudu o göl kenarında. Bunları düşünüyorsundur değil mi ? Sen bunları ...
Garip Mektuplar Serisi -2 ( Mısırdaki dedeme mektup )
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Mısırdaki Büyükbüyükbaba'ma ( bu büyükler ayrı mı yazılmalı acaba? ) Sevgili dede, geçen kapı'nın zili iki kere çaldı. Ömrümde ilk defa böyle bir olaya şahit oldum. Normalde evim tek odalı olduğu için daha ikinci zil çalmadan açarım kapıyı. Pencereden dışarı bakıp ''kim o '' diye sorma huyumda olmadı hiç.Çünkü ev çift cepheli ve benim oturduğum daire dışarıya değil de karşı binadaki dairenin mutfağına bakıyor. Sırf o lanet olası mutfak yüzünden evin güneşlikleri hep çekili. Güneş varken de yokkende hep çekililer. Çünkü gencim ve yeri geldiği zaman çıplak dolaşmak istiyorum. Karşı dairenin de böyle bir manzaraya rastlayıp iştahları kaçsın istemem. Ama güneşlik varken de hayat çok zor be. Evde kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. Bildiğin hücre amk! Bu amk lafını da çokdüşünme. Bizim cenerasyonun '' lanet olsun'' gibi birşeyi. Neyse, zaten güneşliği de kim icat etmiş anlamam. Bence güneşliği icat eden adamın, '' güneş girmeyen eve...