Kayıtlar

Can Kenarı

Resim
Sana yolculuk yapmak istiyorum. Kes yüreğine giden bir bilet; "Can" kenarı olsun... CEMAL SÜREYA.

Sevgi Duvarı

Selam ey ahali! Yine uzun bir aradan sonra, yine okul okumanın katkısını görerek, sınav için çarşıya çıkmış durumdayım. Ne mutlu bana (: Nasılsınız blogcanlar ? İyi misiniz? Ben iyiyim. Şafak saymaya tüm hızıyla devam. Yarısından çoğu bitti zaten. Tamamen aranıza dönmeme 6 ay kadar bir süre kaldı. Malum ortalıkta pek gözükmediğim için, takip eden sayım azaldı. Olsun... Mektup ,istemiştim sizden. Sağolsun bir-iki kişi gönderdi ve çok büyük bir mutluluk duydum. O kişilerle mektuplaşmalarım devam ediyor. Yoğun bir şekilde tuttuğum nöbetim tüm hızıyla devam ediyor. Askerlik bana o kadar güzel arkadaşlar kazandırdı ki; şimdiden düşünüyorum onları nasıl bırakacağım diye. Hepsininde siz güzel insanlara selamları var. Sizi ne kadar özlediğimi tekrar tekrar anlatmama gerek yok sanırım. İnternet kafeye giren askerlerin ilk işi malum sitelere yahut feysbuka bakmak iken, bu güzel kardeşiniz direk size birşeyler yazma isteğiyle bu siteyi açıyor. Değerimi bilin ha :) Başlığın sevgi duv...

İstanbul'a kavuşmak...

Resim
Günaydın blogcanlar. Sevgilisi olanın sevgililer gününü kutluyor, olmayan içinde '' canınızı sıkmayın zaten gereksiz bir gün'' diyorum. Malum olmayanlar hep böyle der. Kıskanç mıyız neyiz ? Lakin şu da var; hiçbir sevgililer gününe kız arkadaşımı denk getirememişimdir. Nasıl oluyorsa doğumgünlerinde, sevgililer günü gibi hediye alabileceğim günlerde sevgilim olmuyor. Bir hafta önce ayrılır, gün geçtikten bir hafta sonra barışırım hatta. Ama kimse de bana '' al şunu, geçmiş doğumgünün kutlu olsun'' demez. Zalımlar... Neyse herşey bir yana hepinizin tekrar sevgililer gününü kutlar, güzel bir gün geçirmenizi dilerim... Sonunda İstanbul'a geldim. Şu İstanbul denen meret harbi başka güzel. Daha arabalarda 34 plakasını görmeye başlar başlamaz yüzüm gülmeye başladı. Gelmenn sevinci ve gideceğim günün üzüntüsünü şimdiden yaşıyorum. Asker adam izne eldiğinde onu ilk şaşırtan şeyler genellikle ufak şeyler olur. Mesela; cam bardak. Malum askerde metal b...

13 Şubat'ta İstanbul'a Sonra'da Mardin'e

Resim
Ne kadar da zman geçmiyor desem de geçiyor işte bir su gibi. İnsan ölmediği sürece zamanın geçmemesi mümkün mü ? Ki hiç ölmediğim için bilmiyorum da, orada nasıl geçtiğini... Neyse acemiliğin bitmesine son 1 hafta. 13 şubatta İstanbul'dayım. Oh 14 şubatı İstanbul'da geçircen demeyin hiç yar'im yok çünkü. Askerde insanın yarinin olması iyi m kötü mü anlamış değilim. İnsanlardaki özlemi görüyorum burada, sesini duyduklarındaki mutluluğu ve duyamadıklarındaki kahroluşu... Terkedilmeleri, kavuşmak için özlmele, heyecanla beklemeleri. Aşk askerde iken daha bir garip sanki. Neyse... Usta birliğim Mardin'e çıktı. İyi yeri de var kötü yeri de. Kısmet neyse o olsun. Kötü yeri dediğim çatışmalı yerler. Ama çatışmak için askerdeyiz değil mi ? Okuyucularımdan Mardin'de olan var mı yahu ? Varsa görüşelim onunla hazır gitmişken, yazarsınız :) Uzun uzun yazamıyacağım vaktim yok malesef. Kendinize çok iyi bakın. Sadece nereye düştüğümü söyleme gereksinimi duydum. Sanırım ...

Ah Bir Radyo Olsa

Resim
Askerliğe tam gaz devam. Koğuşta sesi güzel olan ben olduğum için akşamlarım hep türküler söylemekle geçiyor. Çoğu zaman gözüm kapıda, aman bir komutan duymasın yada aşırı milliyetçi bir arkadaşım komutana istpiyonlar mı korkusuyla söylediğim kısık sesli Ahmet Kaya şarkıları... Kaldığım koğuştaki arkadaşlarım iyi. Tim olarak 17 kişi olduğumuzdan bahsetmiştim ve hemen hemen hepsinden memnunum. Elimizden geldiğince gırgır yapıp bitirmeye çalışıyoruz tez zamanda. Ama herkesin bir derdi var durur içerisinde belli. Bu benim türkü söylerken sesimden, ve onlar dinlerken yüzlerinin ifadelerinden anlaşılıyor... Ah bir radyo olsa! Nerede o günler... Anlamış değilim olmamasının sebebini zati. Hani mp3 izni olsun demiyorum. O zaman herkes takar nöbette, sırada, sonra kim sallar komutanı. Gerçi askerlik yapanlar bilir askerde belli bir zman geçirdikten soınra herşeyi gizlicene sokup, gizli gizli yapıyorsun zaten. Ama en azından her koğuşta bir radyo olsa, belli bir ses açılsın, hatta belli b...

Bir de adı Koğuş olmayaydı

Resim
460 gün boyunca sürekli çarşı izinlerinde askerlikle ilgili şeylerden bahsedeceğim için '' yeter be '' diyeceksiniz belki de. Ama n'apayım başka yazacak birşey de yok ki... Zati askerlik erkek milletinin çenesi hiç susmasın, anlatacağı birşeyler olsun, kızlara hava bassın diye ürettikleri birşey. Tabi vatanı koruyorsun ama, Allah aşkına her sabah tuvalet temizlemek mi benim vatani görevim ? :) Neyse acemilikte olacak illa ki bu tür şeyler. Erkekler bilir... Bilecik Söğüt'de şöför olarak başladığım acamiliğime geçen hafta Gölpazarı 5. Jandarma Eğitim Komutanlığına sürülerek devam ediyorum. Şimdi diyeceksiniz ki '' olum Tugay'a gitmiyor muydun sen ? '' Son dakikada çıkan bir aksilik yüzünden Gölpazarına gönderdiler. Ve geldiğim ilk gün direk çakıl taşlarının üzerinde sürünmeye başladık. Eeee askerlik kolay değil. Burada bir sistem var. Ödül kişiye, ceza bölüğe verilir. Yani 300 kişinin içinden 2 kişi konuşunca tüm bölük hapı yutuyor. Bu...

Bana Müsade Can'lar

Resim
( 03 12 09 ) Bana müsade can'lar. Ne ara büyümüşüm askere gidecek kadar, bilmiyorum. Ama vakit geldi işte ağalar, gidiyorum... Buradan Bileciğe, oradan da kısmet artık. 15 aylık bir serüven ve farklı bir hayat... Geride bıraktıklarım var mı ? Kim bilir... Şairin gidişi de şairce olsun bari; Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar, Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar, Yedi bölge, dört deniz, Yedi iklim, altmış yedi şehir, Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları... Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar, Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar, Ve işçiler ve köylüler... Hoşçakal ülkem Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim, Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya, Hoşçakalın dünyanın bütün halkları, Sınırlı olmayan mekâna, Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben; En sevda halimle, en yaşayan halimle, Gidiyorum dostlarım, Hoşçakalın, hoşçakalın... ( ersin egün )