Neşet Baba’ya sormuşlar bir gün “nedir bu türkülerinizdeki hüzün” diye? “daha hareketli şeyler söyleyemez misiniz” demişler. Öyle ya, illa götümüzü başımızı oynatacağız. Hayat bu kadar sahici ve dert ile doluyken, bunları gözümüze niye soksunlar ki? Niye hüzün sahibi olalım sahte bir mutluluk dururken. Ama insan eti ağırdır işte, lafı da öyle. Sağlam bir sağ kroşe çakmış cevabıyla Neşet Baba spiker kıza “biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmayız” demiş.

“yakmayız” 
Ama dururlar mı? Durmamışlar. Başka bir gün aynı soruyla gitmişler Erkan Oğur’a. Tabi popçulara gidip “ya dünyanın anası sikilmiş ama siz hala göt kıvıracak bir söz nasıl buluyorsunuz” diyecek değiller ya. Ama Erkan Oğur bu, adam mucit her şeyden önce. Perdesiz’liği keşfetmiş. Onu da bilenler bilir, az konuşur. Onlarca konserine gittim parmakla sayarsın kelimelerini. Gelgelelim okkalı bir cevapla meramını özetlemiştir; “Neşeli müzikler besteleyemiyorum, ne yapsam insan olmanın hüznü çıkıyor ortaya, biz sizi eğlendiremeyiz, sadece eyleriz…” demiştir.”
“eyleriz”

Emrah Ateş
twitter: hikayeadami
instagram: hikayeadami 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı