Kayıtlar

profesyonel bir hayalperest

insanın içini sıcak tutan umutmuş biliyor musun? sana o kadar çok sevdalanmamın sebebi de belki buydu çünkü senin gülüşünde bir kırlangıç umudu vardı bir bahar beklentisi, kış hüznü.. senin yüzünde ne vardı biliyor musun dört mevsim vardı yüzünün coğrafyasının benim dünyamda bu kadar değerli olmasının sebebi de buydu herkes tarafından ele geçirilmek istenen topraklar gibiydin. senin türkiye'nde istenmeyen bir kürtdüm. sahip olduğu tek şey bir fotoğraf olursa insanın ne yapar diye düşünüyorum ? mutlu olur. çünkü başka çaresi yoktur içi ısınsın diye hayal kurar o resme bakıp. umud eder. fakirliğin insana sağladığı tek katkı da budur. profesyonel bir hayalperest olabilmek sonra her şeyi bir resmin üzerine bağlayıp daha çok ısınmak için yakarsın fonda bir orhan gencebay müziği etrafında kimse yok ama sanki birileri seni izliyor gibi sanki Allah benim bu halime acısın der gibi yakarsın resmi bir bakmışsın üşüyorsun temmuzdan beri kıştasındır bu yazı da şiir d...

Yeditepe İstanbul Diyalogları -1

Resim
Bu sıralar yeniden başladım Yeditepe İstanbul'u izlemeye. Geçmişin o tozlu raflarındaki en güzel dizilerden biriydi. Sık sık diyalogları paylaşıyorum twitter'de. Buraya da yazayım istedim ''ben bakarken kanayan bir şehir oluyor yüzün'' ''sokağın ayazında alçak gönüllü bir parantez açılmış kimin umurunda'' ''Kalbimin en çok yağmur alan yerlerinde; adın.'' '' sesin kıvrılıp, büküldüğü yerde ıslanıyor gözlerimiz. Nedenini soruyorlar, bilemiyoruz.. kimseyi ikna edemiyoruz'' ''şş lan işi ilerlettin ha. Ne dedi kız? Ömer dedi. Hiç kimse adımı kadar güzel söyleyemezdi...'' '' herkes yüreği kadar korkuyor, bunu konuşuyorduk'' '' Elimde bir demet çiçekle geçtim bütün yolları. Bir delikanlı için bu ne demektir sen bilemezsin'' ''bir uykunun içinde kaybolucam. Derin ve geniş bir uykunun içinde. Bir bakacaklar Yusuf yok. '' '' Baktım herkes ce...

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Kars'ı Paris'te yazmıştım. Neden bilmem, utandığım olmuştur bundan. Kars'a gitmeden Kars demişim. Paris dönüşü hemen Kars'a teftiş turnesi çıkmasın mı? Göçebe'deki Kars izlenim ve imgeleri bu kez yerinde oluştu. Yine de bir eksiklik duygusu olmuştur uzun süre içimde Kars şiiri için. Sonra öğrendim, Rimbaud da Sarhoş Gemi'yi denizi görmeden yazmış. Nasıl avundum! Çok tuhaf, Kars şiirindeki Kars, Göçebe şiirindekinden daha çok var gibi. Şiirim yaşar mı bilmiyorum, aslında merak da etmiyorum bunu; ama çok uzun bir süre sonra iki şiire baksalar Kars şiirindeki Kars daha bir oturmuş görünür gibi geliyor bana. Rimbaud Sarhoş Gemi'yi denizi görmeden yazmış ya, nehirden denize geçirmiş o gemiyi. Ben de Kars'ı görmemiştim, ama Kutu Dere'sini, Erzincan'ı, Spikor Dağı'nı, Doğu Anadolu faunasını, yolları az çok biliyordum. Bu bir açıklama olabilir mi? Akşamları eve doğru, beş yaşında, ve annemin elinde fener, yürürken, yıldızlar Kars'a doğru gidiyord...

Kasım'da şiir başkadır

Resim
Şimdi daha fazla üzülmemek için bir şarkıyı suçlasam bir otobüs durağını suçlasam tüm beklemelerim için bir yol belirleseler o yoldan gitsem o yol hiç bitmese hep o yolu suçlasam evde unutulmuş bir eldiven var ama ellerim üşüdü diye ben rüzgarı suçlasam yağmur yağsa yağmuru suçlasam... bir şiir yazsam sonra yazdım diye kendimi suçlasam.. Emrah Ateş Kasım.... geri kalan şiirlerim için http://sairinsharfi.blogspot.com/

Ay dont sipik ingiliş be abla

Uzun zamandır neden pek yazı yazamadığımın farkına vardım. Çünkü önceden en çok zevk aldIğım şeyi yapmıyorum. İnsanları izlemiyorum. Ayrıntıları gözlemlemiyorum. Sen bir ekmeği yerde görürsün, bense onu alıp üç kere öpemek suretiyle alnına koyan çocuğun gelmesini beklerim. Bugün işimde son günümdü. İşsizim artık. Yaptığım iş nedeniyle altımda şirket arabası vardı 1 yıldır. Bir yıldır halkımın arasına toplu taşımaya binmemişim. Tam bir insan zahiyatı. Rezillik başka bir şey değil. Ama dünyadaki türlü türlü insanlarda burada işte. Bugün tramvayda giderken aslında en güzel yazılarımı burada yazdığımı farkettim. Ben bu düşüncelerle ayakta beklerken karşımdaki adam ingilizce birşeyler söyledi bana.. Arada bir, steyşın, yusufpaşa, çenç kelimelerini seçebildim. O an Aksaray'daydık, yılların Amerika'lısı edasıyla ; -nonononononono ( birsürün no yu peş peşe söyleyince insan ingilizce konuşuyormuş gibi hissediyor. ) next sıteyşın - oo tenkyu O an havam süper tabi. Hatta çevremdek...

geceyi sever, çünkü;

Resim
Geceye aşık olan insanlar vardır.Karanlığın içinde hiç görünmeden yürümeyi kendine zevk bilir o insanlar. Çünkü o insanlar için; kendi de, kainattaki herkes de moral bozucudur.Kendi de kainatta anlamamıştır kendisini, hislerini... Geceyi sever çünkü karanlıktır. Karanlığı sever çünkü hiçbir şey görmemesini sağlar, kusuru örter. Ve bazen görmektense, görmemeyi ister insan; görecekleri işine gelmeyecekse. Ve gecenin şerri - bazıları için gündüzün hayrından daha iyidir. Yani gecenin üstüne suç yüklenebilir. Gece de insanın kendi gibidir. Batan güneştir ama suçluysa gecedir. Geceyi sever, çünkü; günün bitmesiyle başlaması arasında biryerdir gece... Araftır... Tıpkı kendi gibi. Kiminin bittiği ,kiminin kaldığı, ama aslında çoğunun hep gizlice yürüdüğü o yoldur gece. Böyle geceleri seven insanlar gönlü geniş insanlardır aslında. Ve kainattaki herkesin moral bozucu olmalarının sebebiyse o gönlün değerini hiç bilememeleridir. geceyi sever, çünkü; geceleri uyuyordur tüm sevmedikleri...

Turgut Uyar- Geyikli Gece

Resim
                                                ''Bize bu saatten sonra anca Turgut Uyar'' Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı. Ama geyikli geceyi bulmadan önce Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabani uzak ormanlarda Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan Hepimizi vakitten kurtaracak Bir yandan toprağı sürdük Bir yandan kaybolduk Gladyatörlerden ve dişlilerden Ve büyük şehirlerden Gizleyerek yahut döğüşerek Geyikli geceyi kurtardık Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz Bilir bilmez geyikli gece yüzün...