Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Kars'ı Paris'te yazmıştım. Neden bilmem, utandığım olmuştur bundan. Kars'a gitmeden Kars demişim. Paris dönüşü hemen Kars'a teftiş turnesi çıkmasın mı? Göçebe'deki Kars izlenim ve imgeleri bu kez yerinde oluştu. Yine de bir eksiklik duygusu olmuştur uzun süre içimde Kars şiiri için. Sonra öğrendim, Rimbaud da Sarhoş Gemi'yi denizi görmeden yazmış. Nasıl avundum!

Çok tuhaf, Kars şiirindeki Kars, Göçebe şiirindekinden daha çok var gibi. Şiirim yaşar mı bilmiyorum, aslında merak da etmiyorum bunu; ama çok uzun bir süre sonra iki şiire baksalar Kars şiirindeki Kars daha bir oturmuş görünür gibi geliyor bana.

Rimbaud Sarhoş Gemi'yi denizi görmeden yazmış ya, nehirden denize geçirmiş o gemiyi. Ben de Kars'ı görmemiştim, ama Kutu Dere'sini, Erzincan'ı, Spikor Dağı'nı, Doğu Anadolu faunasını, yolları az çok biliyordum. Bu bir açıklama olabilir mi? Akşamları eve doğru, beş yaşında, ve annemin elinde fener, yürürken, yıldızlar Kars'a doğru gidiyordu sank
i. Spikor'u uç noktaya götürdüm belki de Kars'ta.

O şiir aslında bir yerde Kars'ı anlatan değil, Kars olmuş bir şiir.

Cemal Süreya

Kars Şiiri

Öyle güzel ki ölürüm artık
Beyaz uykusuz uzakta
Kars çocukların da Kars’ı
Ölüleri yağan karda
Donmuş gözlerimin arası

Sen küçüğüm sımsıcak
Ne derler ona – bu kızakta
Boyuna türküler yakıyorsun ya
Sanki her türküden sonra
Hohlasan gök buğulanacak

Anla ki her durakta
Yok sınırları aşkın
O iyi yüzlü Tanrı
Beklesin dursun bizi
Kurduğumuz rahat tuzakta

Nasıl olsa yine bir gün
Döneriz bu yollardan geri
Senin bir elinde bir mendil
Öbüründe kuş sesleri

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı