balkon

Ne mutlu balkonu olana! B

Bizim evin balkonu yok; ne yazık... Ama sağolsun eş dost var arada gece misafirliğe çağıran. İşte o güzel insanlardan birinin balkonunda yazıyorum yazımı. Uzun zamandır da pek bir şey yazmıyordum zaten. Anca bir iki güzel cümle hepsi bu. Çünkü şu zalım sıcak varya onu bile aldı benden. Ne hareket etmek ne de yerimde durmak istiyorum. Sürekli ne yapayım diye düşünürken bir de bakıyorum gün bitmiş ve uyumalıyım. Ama uyuyamıyorum da malum sıcaktan dolayı. Of çeke çeke sabah ediyorum. Belki de bu yüzden daha çok seviyorum kışları. Çünkü soğuk havada üst üste giyer ısınırsın ama sıcak havada üst üste çıkarsan da fayda etmez.Ne bileyim üşüdüğünde sevdiğine sarılırsın falan en azından. Yazın sarılmayı da istemezsin; terlersin çünkü. Misal yazları koluma girip kışları elimi tutan bir kız arkadaşım vardı benim. garip tabi ki...

Ama balkon iyidir işte. Duvara bakmaktansa bir açıklık görmek huzur verir her zaman. Hele ki askerden sonra iyice bir nefret eder oldum karanlıktan ve kapalı alandan. Geceleri tutulan 12 ssatlik nöbetlerin tek iyi yanı güneşin doğuşunu ve batışını izleyebilmekti; o kadar... Yoksa gerisi sessizlik, karanlık ve bekleyiş; ki bekleyişse en kötüsüdür beklenen sevgili değilse....Yani acaba ne zaman geleceklerde çatışacağız diye bekler mi bir insan her gece. kendi ülkende kendi memleketinde belki de bir tanıdığının tanıdığı olan bir adamın gelip sana sıkmasını bekliyorsun ne tuhaf değil mi ?

Neyse biz yine balkona dönelim. balkon iyidir diyorduk. Hafiften de olsa bir esinti eser ve ben şu an 32 tane sarı araba saydım geçen. Çocukken oynardım bu oyunu uzun yolculuklarda. Zaten hayatta uzun bir yolculuk...

Ha bu arada deprem oldu bir kaç saat önce. evdekilere sallanıyoruz dedim sallamadılar bile beni. Bende hiç üstelemedim faydası yok diye.Ama en ufak bir sallantıda isnanın aklına hemen de ölüm gelir niyeyse. sanırım günahlarım çok fazla ondan heralde.Bir de şiir geliyor tabi aklıma;

Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm 
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ 
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı  
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle 
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar 
Dursam ölürüm paramparça olur dünya

Ahmet Telli

serinlikle...

not: şiirler için yeni blogum sairinsharfi.blogspot.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atilla değil Attila İlhan

Kars- Cemal Süreya'nın Kaleminden...

Nesnesel Değerler ve Bir Teşekkür Yazısı